YAPAMAYIŞIM

Yapamayışım seni de rahatlatacak, olmayacaktı zaten dedirtecek olmaya da bilir hani. Kendime ve biraz da sana karşı uğraş veriyorum. Temkinin, kıskanışın bana azim mi veriyor, umutsuzluk mu bilemiyorum. Kaygan zeminde sağa sola, ileri geri yalpalıyorum. Hayalim özgürlük içinde dayanışmaydı. Bunun dengesini başaramadım. Giderek kısıtlılık içinde dayanışma olur mu diye umar oldum. Kayıpları azaltma endişesi mi, bir kurtuluş yöntemi mi bilmiyorum. Yapamadığım her şeyi kabullenmek de var. Bunun için olanlarla olmayanların seçilmesini bekliyorum. Beklerken eriyorum. Çürümediğime inanmaya çalışıyorum. Çocukluğumu yitirdim mi? Erişkinliğimi bulamadım ya, gücümü bilemedim ya bana yeter. Verileri toplamaktan değiştirmeye azmim kalmıyor.

Benim gizilgücüm ne, çırakça işleyeyim? Olduğuma saygım, yaptığıma saygımdan fazla. Geleceğe korkum geçmişe güvenimi yeniyor. Hazsız bir katlanım halindeyim ama buna da bir şey diyemiyorum; neyin neye gebelik olduğu bilinmiyor ki.

Kaç gebeliğimi düşükle bitirdim acaba? Ya da düşecek kaç gebeliğimi aşırı sakınımla doğuma ulaştırdım?

Çalışkan mıyım, zeki mi? Aptal mıyım, tembel mi?

Bunlara tutumum bunların varoluşunu, doğasını bozma gücü içermiyor mu?

‘Adlandırmak her şeydir ve bitiricidir’ diyene gizli onaylar veriyorum. İçimdeki doğayı çıkarsayamıyorum. Kendime karşı yatıştırıcı davranıyorum. Durumu kurtarmaya yöneldiğimden kuşkulanıyorum. Kendimi acıdan korumaya kalkarken yaşam korkağı olmam olasılığı…

Karşımdakileri acıya sürüyor muyum, acılarından uzaklaştırıyor muyum? Ne uyandırıyorum? Kendimi onda mı gözleyeceğim?

Benim olgunluğum kendimden sıkılmaya katlanışım.

Aşk ilişkisi olgunluğa karşı darbelerle dolu. Biz insanlar ilişkinin elinde çocuk oyuncağı gibiyiz; ama bu darbelerle olgunlaşıyoruz. Adam olacak çocukları bunlar seçiyor. Önerilebilecek olan gönüllü sabır.

Ya o, gelişini bilemediğim, soğuklama, uzaklaşma? Arkadaşlarımı uzaklaştırma. Alacakaranlık bulutları gibi. Pat diye bütün bakışımı kaplar, neden bulut gibi dağılır? Bütünüyle kendimken başka bir durum alırım. Bekleyişim bazen daha hazırlıklı, bazen daha umutsuzdur. Umutlu-umutsuz oluşum bir anda belirlenivermekte ve sönmektedir. Bu dalgalar kararlılık gösterecek mi diye hep bekler gibiyim. İlk işim farkına varmak. Durum değiştirme görevlisi değilim. Bir çıkış…

İsteme ve isteğimde ısrar etme hakkımı görmezden gelmek. Bu hal kararsızlığıma başkalarını ortak etmeye zorluyor. Oluşturabileceğim güven ve netlik kendi elimle örseleniyor. Bunu da görmezden gelmeye bakıyorum.

Elde var, bir. Ne garip, üç kişi dağılsa en fazla üzülürsün; ama bir kişi dağılsa dehşete düşülüyor.

ARM Bülten, Mart 2001

Mehmetİbish tarafından yayımlandı

Bu benim , içimden gelenleri, parmağımdan taşanları yazarak, gözümden dökülenleri fotoğraf olarak paylaşacağım, sevdiğim ve etkilendiğim filmleri yorumlayıp, favori kitaplarımdan küçük alıntılar yaparak edebiyatçılık, sanatseverlik havalarına gireceğim kişisel bloğum olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: