SÖZKERİM

Dervişin neresi çürürse orası konuşur. Bu da kabul edilebilir bir iyiliktir.

***

“Ben kimim”in dibi, “ben neyim”. “Ben neyim”in karşılığı, “ben bir enerjiyim” benzeri yanıt olduğu andan başlayarak
devreye bilinç ve kim’lik giriyor.

***

Vücudunuzun dörtte üçü faşisttir. Bazı organlarımızda bu oran şaşırtıcı düzeylere çıkar. Birkaç ender ve ikincil organda yarıya ve altına indiği olur. Karma yapılı organlar ne de olsa sert suyu dengeler, işlevselleştirir. Vücudunuzu görmezden gelemezsiniz. Hangi organınıza yaslandığınızı bilebilir, bunu bir oranda denetleyebilir, esasen bedeninizle uyumlanabilirsiniz.

***

Maske, üst solunum yollarını da etkileyen bir deri hastalığıdır.

***

İnsanı doğru kılan maskeleri, gerçek kılan içindekiler ve altındakileri.

***

Müslüman ikiyüzlülüğü:
Müslümler gayrimüslim kadınlara niye “onların istediği” saydıkları şekilde davranıyor da, kendi bildiği ahlakla ve müslümlükten bekleneceği gibi davranmıyor? Onları yabancıdan öte, birey olarak görmüyor. Ya da, belki öbür türlüdür: Teke tek iken yabancı kadını birey, kendi müslüm kadınlarını ise eşya sayıyordur. Bu daha da kötü ya!

***

Femme fatale: Tadı bal huyu zehir
Toksik (ilişki): Bal gibi zehir
Sağlıksız/ahlaksız: Tadı bal, huyu zehir
Sağlıklı/ahlaklı: Huyu bal, tadı zehir

***

Kadın: “Şöyle kokmayan, tüy dökmeyen, bir de iletişimsel bir hayvan önersene bana. Evde bakmak için.”

Veteriner: “Çocuk yap. Hem ileride iletişim de kurabilirsin.”

***

Şişman köpekler, yanlış besleyen ucubeleri. Taş zeminlerde, gelen geçene engel, davranmaya mecalsiz, genetiği değiştirilmiş kıllı ayı balıkları gibi, margarin kalıbı gibi halsiz yatıyorlar. Kedi ordusu anaları, adını bilmediği iri mahalle martısı ve tıknaz kirpi akrabaları da sorunumlu.

***

Tik bozukluğu, silkin kalkınca illa silkmek, zararına olsa silkmek gibi. Sıkıntıyı sıkıntı olarak tanımlayamamak, bedeninde bir yerde otomatiğe çevirmek. Tike konu eylemde adeta cinsel bir heyecan ve enerji var. Peşinden günah işler gibi pişmanlık ve düşüklük geliyor. Tikte çaresizlik, kısıtlılık karşısında bireyde şımarıklık benzeri bir tavır hissediliyor. Sıkıntı eritmek için özdoyurum yapmaya da benzeyen bir yapı. Bir benzeri daha; kalabalığa, yabancılara aldırmadan sahibinin bacağında kerkinen köpecik.

***

Karşılaşılmamış tehdit, gerçekleşmemiş korku, bazen “bitmeyen aşk” gibi uzun süreli korku-fobi üretiyor. Buna karşılık yüzleşme, korktuğunun başa gelmesi, çoğu seferinde cesareti artırıyor, korkuyu geçiriyor. Arenaya tartıya çıkma rahatlaması veriyor, sırayı savdırmış oluyor.

***

Her sik bir eksiklikle maruz ve matuftur.
Binaenaleyh sikten korkan sik gibi kalsın.
Sikin atasözü hakkı: “Öfkeyle kalkan, zararla oturur.”
Amaan boşver, bize ne, kaldıran indirsin.

***

Eskiden mastürbasyon, bir ötekiyle ilişkinin ikamesiydi. Narsistik Yeni Dünyada, ilişki mastürbasyonun yerine geçen oldu. Her çağda her ikisi vardı, önem ve öncelik sıraları değişti.

***

Üçgene geciken üçüncü kişi ikiye yardımcıydı. O sağolsun, biz varolalım dediler. Kuytu yan tarafta insan kendine hayat saklayabiliyor.

***

Doktorlar solcular gibidir. Her biri ayrı kuramcı ve yarı tanrıdır. Kimse kimseyle aynı şekilde yoğurt yemez. Bilinenlerde ve bilinmeyenler hakkında her zaman tartışılacak ve ayrı düşülecek bir şeyler vardır.

***

Eski hastane bodrumları.. Baraka hastaneler hariç hepsinin böyle izbe, depo desen depo değil, lazım olur desen lazım olmaz bodrum atıklığı, yığılı fazlalıkları var. Kabız hastanenin lavman yapılamamış bok taşları… Aralarında hamam böcekleri ve örümceklere film çekivermek gerek.

***

Dibi görünmeyen suyun, soğuk denizin hissettirdiği tehdit, evcilleştirilmeye çalışılan Azrail’le yaşam alıştırması gibi. Yoksa suyla barışık olmak, yüzmek gayet güzel. Zıt kutuptan bir benzeri de aktif veya yarıaktif bir volkanın dibinde kulübede yaşamak. Bir başka akraba durum daha: Her vardiyada yeryüzünün dibine, ölümün kalbine inen, adeta ölüp vardiya bitiminde yeryüzüne tekrar dirilen taş kömürü ve maden işçilerinin yaşayışı…

***

Zaman hem armutları hem ayıları olgunlaştırır. Hem avı, hem avcıyı. Zamanın adaleti. Acımasız adalet; kıpırdanmayı, başının çaresine bakmayı düşünmek zorunda bırakan.

***

Şarkılardan fal tutmak tefayül; tesadüf ise tevafuk. Tutmayan, bize ait olmayan rastlantı yaşantımızdan düşer. İyi ve kötü görünen tüm etkileşim ve dönüştürmelerde muhatap kendi aynamız halini alır. Basitçe düşmanın aynalığı, dostun aynalığı, eşyanın bile aynalığı. Sahibine çekmeyen mal haramdır.

***

Önsezi, şeyleri her zaman yönetmemizi sağlamaz; önveriyle, şeylere uyumlanmamıza yarar -şeyler bizi öldürmüyorsa.

***

Her 100 çocuktan 8’inde dikkat eksikliği, nerdeyse her birinde yaramazlık ve çocukluk görülüyor. Biz dikkat edelim.

***

Z kuşağına en zor gelecek rol Sisyphos. Ama kaçarı yok, insan Sisyphos’tur. Gerçek, kayadır. Zekazihin ise foton o tamam.

***

Kaybedeni kaybedene kazanan denir – kazandı mı?

***

Kitap, maddenin parçacık modelini, tiktok-youtube, dalga modelini temsil ediyor.

***

Paradigmatik karşılaştırmalar:

  • Newton fiziği: İki cisim aynı anda aynı yeri kaplayamazlarlar. Neden sonucu önceler.
  • Kuantum fiziği: Bir cisim aynı anda iki yerde birden bulunabilir. Madde/parçacık gözlendiğinde saklanabilir, davranışı değişebilir. Sonuç nedenden önce görünebilir. Şeyler yoktan var olabilir, vardan yok olabilir, her şey her şeye dönüşebilir.
  • Ara karar: Newton fiziği basit, kurallı ve öngürülürdür. Kuantum fiziği karmaşık olmakla kalmaz inanılmayacak hemen her şeyi içerir.

***

  • Yanlış, doğrunun bir alt kümesidir.
  • Ama doğru da yanlışın alt kümesi mi?
  • Yanlış olan doğrudur, doğru olan yanlış -uzun erimde.
  • Yanlış doğrunun bir şeklidir: Gerçeklik.
  • Doğru yanlışın bir biçimidir: Kötümserlik.

***

Erkek yapılmaması gerekeni yapar, yüreklidir, erken ölür. Bunlara tamam da, erkek dediğin, yaptığının arkasında duramaz. Ne sandındı?

***

Evlilik bir damacana suyu. Onsuz kalamazsın, ev kurur. Öteki sulara güvenemezsin. Yalnız, kana kana içeyim demişsin, yalandır. Bölüştürmen gerekir, yetindirmen gerekir. Boşa korsun dolmaz, bola korsun almaz.

Aşk, tuzlu engin deniz suyu. Zehir gibi, yakıcı. Gene onsuz kalamazsın. Tek seçeneği sidiğindir; narsizm veya şizoidi. O da nereye kadar? Aşk suyunu içtikçe içesin gelir. De, susuzluğun artar. Aşkın doyurması gerekmez. Felçliyi bile oynatması, kaynatması beklenir. Aşkın daha klasik miti seldir, duygu seli. Süpürmesi, işi yeni dünya ve yeni ahlakı doğurmaktır. Sonrasında her şeyin farklı olması. Kalıcılığı değil. Aşk isteyen de, ciddi doyumsuz ve gözükara olmak gerektir.

***

Evlilik, aşktan farklı olarak, çıplak gerçeğini bilen eşe karşı, olmakta olduğu gibi ve sosyal normlar içinde eşitlenme çabası olduğu için, en zor etkileşim ve geçinme biçimidir.

***

Sevmek, sevilenin nasılsa öyle olmasını istemekse [Heidegger]; kendisini olduğu gibi kabul etmemek ve eritmeye kalkmaktır. Ustam, sevmek sindirmektir diyor. Demek ki, bence, sevmek kendini sindirmek ve sindirtmektir. Tabii olmayasıya, çelişkin bir çaba.

***

Sevmek öngörülüp belirlenebiliyor olsaydı, aşıkları görücü usulü tanıştırırdık.

***

Antitez tezdedir. Sorun çözümde,
veya tanımdadır. Ötesine geçmek, düşünmeyi ve iddiayı dinginlikle aşmakta.

***

Reklam

Mehmetİbish tarafından yayımlandı

Bu benim , içimden gelenleri, parmağımdan taşanları yazarak, gözümden dökülenleri fotoğraf olarak paylaşacağım, sevdiğim ve etkilendiğim filmleri yorumlayıp, favori kitaplarımdan küçük alıntılar yaparak edebiyatçılık, sanatseverlik havalarına gireceğim kişisel bloğum olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: